• Almira Koç

Türk Şamanizmi, Şamanları ve Şaman Eşyaları Üzerine

M. Eliade’ye göre şaman da aslında bir sihirbaz ve bir otacıdır; bütün hekimler gibi onun da hastalıkları sağalttığına, ilkel ve çağdaş bütün sihirbazlar gibi “fakirsel” mucizeler gösterdiğine inanılır.

Bu yazıda genel hatlarıyla Türk şamanizmi, şamanları ve şamanların kullandıkları eşyalar üzerinde duracağız. Öncelikle belirtmek gerekir ki yaygın olarak düşünülenin aksine Şamanizm bir din değildir. Eğer bir din veya gerçek mitolojik-dinî bir sistem olsaydı, kendi ideolojik ve kuramsal bir temeli olmalı, kesin sınırları bilinmeli, başka dinlere bu kadar karışmamalı ve rastlandığı her yerde aynı dünya modellerini çizmeliydi.[1] Bir din olmaktan çok içinde dinî unsurların bulunduğu bir düşünce ve inanç sistemi olarak düşünebileceğimiz Şamanizm bazı araştırmacılara göre; din değil, görünmez ruhlar âlemiyle bağlılığı korumaktan ibaret coşma hâli veya ruhsal tedavi metotları yığınıdır.[2] Şamanizm içinde de kendine yer bulan “Gök-Tanrı, güneş, ay, yer-su, atalar ve ölüler kültü Türk kavimlerinde son devirlere kadar devam ettirilen kültler”dir.[3] Orta Asya’nın millî kültleri olarak da düşünebileceğimiz bu kültler tarih boyunca doğudan Çin mitolojisi ve felsefesi, güneyden Hint- Tibet Budizmi ve batıdan Zerdüştizm tarafından etkilenirken bir yandan da bu dinleri etkiliyorlardı.[4] Daha sonraki devirlerde İslamiyet, Hristiyanlık ve Budizm tarafından etkilenmeye devam eden Şamanizm, geçen yüzyılların etkisiyle Orta Asya’daki varlığının büyük kısmını İslam’a ve Budizm’e bırakarak Sibirya ormanları ve Altay dağlarına çekildi. Psikoterapinin ilk şekli olarak da düşünülebilecek Şamanizm’de animizmin izlerine de rastlanılır. Var olan her şeyi canlı olarak gören ve bu şekilde kabul edip hareket eden şamanların toplumda birden fazla işlevi olduğunu söylemek de mümkündür.

M. Eliade’ye göre şaman da aslında bir sihirbaz ve bir otacıdır; bütün hekimler gibi onun da hastalıkları sağalttığına, ilkel ve çağdaş bütün sihirbazlar gibi “fakirsel” mucizeler gösterdiğine inanılır. Ama o bütün bunlardan başka ruhgüderdir de; ayrıca rahip, mistik ve ozan da olabilir.[5] Bunlar haricinde gelecekten haber verme (kâhinlik), iki dünya arasında aracılık yapma, liderlik yapma gibi işlevleri de bulunmaktadır. En çok tabiplik özelliğiyle bilinir diye düşünebiliriz zira Türkçede “kam” ve “bahşı” kelimeleriyle ifade edilen şamanın anlamı sözlüklerde tabip, hekim olarak geçer.


Peki, bir şaman nasıl seçilir; seçildikten sonra neler olur? Öncelikle bilmek gerekir ki sonradan şaman olma gibi kavram yok denecek kadar azdır. Şamanlar “seçilmiş kişi”lerdir ve ruhlar tarafından seçilerek şaman olurlar. Genellikle soydan gelen şamanlık bir tür talih, şans işi olarak da düşünülebilir çünkü soyda her zaman bir sonraki nesle aktarılmaz. Nesiller arasında farklar da bulunabilir ama şu bir gerçektir ki şaman olarak seçilen kişi bu durumdan kaçamaz, durumu kabullenmesi beklenir, kaçmaya çalışırsa ya delireceğine ya da erken yaşta öleceğine inanılır.


Araştırmacılara göre aracı şaman, arkaik cemiyette bir “deriurg” (yaratıcı) konumundaydı ancak aynı zamanda bir kurbandı.[6] Yaratıcı konumundaydı çünkü bazı kavimlerde hayat verdiğine de inanılırdı, ayrıca gerçekleştirdiği ritüeller bir tür yeniden yaratma olarak ele alınabilirdi. Öte yandan bir kurbandı çünkü kendisi ruhlara verilmiş bir kurban olarak düşünülebilirdi. İşte tam da bu noktada şamanların nasıl şaman olduğu sorusu tekrar aklımıza geliyor. Ruhlar tarafından seçildikten sonra şaman, şaman azarı olarak da bilinen bir tür hastalığa yakalanır.[7] Hastalık olarak tarif ediyoruz ama bu süreç aslında ruhsal bir süreç olarak düşünülebilir. Şaman azarına tutulan kişinin bedeni daha sonra koruyucu ruhu olarak da bildiğimiz ruh tarafından (güçlü şamanlarda bu üç defa tekrarlanır) bedeni parça parça ayrılır, ölümün gelebileceği tüm yollara serpilir ve şaman ruhlar arasında bölünmüş olur. Seçilen şamanın ne kadar güçlü olduğuna bağlı olarak bu şaman azarı üç ile on iki yıl arası sürebilirdi ve inanışa göre bu durumdayken ruhlar seçtikleri bu kişilere ruhlarla nasıl iletişim kuracaklarını, ayinlerini nasıl yapacaklarını vs. öğretirdi. Geleceğin şamanı olarak seçilen kişi şaman azarına tutulduğu vakit, ırmak kenarına gider ve yüzüstü yere yıkılır. Saatlerce baygın kalır ve ağzından köpükler gelir. Saatler sonra uyandığında ise ne olduğunu hatırlayamaz. Ayıldıktan sonra kamlık yapmaya, türkü söylemeye, kopuz çalmaya başlar; böylece şaman azarından kurtulmuş olur, çektiği acıların sonucunda şaman artık kamlık yapmaya hak kazanmıştır.[8] Bu durum bize biraz edebiyatımızdaki bâdeli âşıkları ve onların âşık olma sürecini hatırlatır. Araştırmacılara göre şamanların su kenarında azarlanması ve yüzükoyun yere düşmeleri, suyun ilk başlangıç olması, toprağın Ulu Ana’yı temsil etmesi ve şamanın bu konumun temsilcisi olması ile ilgilidir. Yani şamana kamlık gücünü veren şey, su ve toprağa olan inançtır.[9] Şaman azarına tutulduktan ve şamanlık yapmaya başladıktan sonra o kişi artık normal bir kişi olmaktan çıkar. Yeraltı ve gökyüzündeki çeşitli ruhlarla iletişim hâline geçebilen, hastalıkları iyileştiren, gelecekten haber verebilen bir kişi hâline gelir ve bir nevi toplumdan dışlanır. Onlardan uzakta oturur ve gerekli olduğunda yardımlarına koşmaktan da çekinmez. İşte bu durum da yine şamanları bir tür ruhlara verilen kurban olarak değerlendirmemizi sağlayabilir çünkü şaman olduktan sonra artık o, günlük hayatın ve toplumsal hayatın bir parçası olmaktan uzaklaşır. Yakut mitolojik metinlerine göre ulu şamanlar öldükten sonra bile kamlık yapmaya devam ederlerdi.

Peki bu şamanlar törenlerini nasıl düzenler, hangi eşyalardan yararlanırlar ve neler kullanırlardı? Yazının başında dediğimiz gibi Şamanizm’in dünya modelleri zaman zaman farklılıklar gösterir. Dolayısıyla sahip olduğu dünya modeline göre şamanların işlevleri, yaptıkları ritüeller ve ritüellerin yapılma nedenleri, kullandıkları eşyalar ve bunların yapılma biçimleri farklılık gösterebilir ama buna rağmen adları, amaçları, kullanış biçimleri değişse bile özünde değişmeyen bazı eşyalar vardır. Bu değişmeyen şeylere şamanın ayin sırasında giydiği elbise ve kullandığı davul örnek verilebilir.


Altay şamanlığında şaman elbiselerine “manyak” denir ve şamanlar ilk senelerinde törenlerini manyaksız gerçekleştirir. Daha sonraki törenlerinde kutsal bir elbise olarak kabul edilen manyakı elde ederler.[10] Eliade, Şamanizm kitabında şaman elbiselerinin kullanımına dair şu bilgileri verir: “Altay şamanı giysisini kışın bir gömleğin üstüne, yazın da doğrudan doğruya çıplak bedenine giyer. Tunguzlar yaz-kış sadece ikinci yöntemi uygularlar. Sibirya’nın kuzeydoğusunda ve Eskimo kabilelerinin çoğunda tam anlamıyla bir şaman giysisi bulunmamakla birlikte, başka Arktika halklarında da genellikle aynı gelenek gözlenir.”


Şamanın elbisesini (manyakını) kendi isteği üzerine değil güç aldığı ruhun özel telkinine göre diktirir. Eğer ruhu dinlemezse hastalıklarla cezalandırılır.[11] Dolayısıyla bu kutsal elbiselerde güç ruhunu hatırlatacak süsler de bulunur. Örneğin güç ruhu kartal şeklindeyse elbisede kartal tüyleri kullanılır, ayı şeklindeyse elbisede ayı pençelerine rastlamak mümkündür. Dolayısıyla düşünüldüğünde şaman; giydiği elbiseyle adeta güç ruhuna dönüşür, aralarındaki bağı güçlendirir ve ayinlerinde yaptığı yolculuklarda güç ruhundan güç alır. Kadın ve erkek şamanların kıyafetleri arasında çok büyük fark bulunmaz; dolayısıyla görüntü itibariyle aynı kıyafeti giydikleri düşünülebilir. Altay şamanları kıyafetlerini hazırlarken önce parça parça hazırlar sonra bir araya getirirler. Aynı şey şamanların ayinlerinde sık sık kullandıkları şaman davulu için de geçerlidir. Şaman davulu da güç ruhunun telkinlerine göre hazırlanır. Kullanılacak malzemelere güç ruhu karar verir, malzemeler bir araya getirildikten sonra davul hazırlanır. Davulun yapımı için kullanılacak ağaçlar genellikle kutsal olarak bilinen ağaçlardan (kayın, sedir gibi) seçilir ve yine üzerine gerilecek, çizim yapılacak deri için seçilen hayvan güç ruhunun telkinine göre belirlenir. Davulun üzerine çizilen her bir simgenin bir anlamı vardır, rastgele şeyler çizilmez.


Davullarda ortak kültlere ve inanılan görüşlere ait sembollere rastlanılır. Örnek verilmesi gerekirse güneş ve ayı temsil eden semboller, yer altı ve yer üstünü (gökyüzünü) temsil eden semboller, hayat ağacı (demir kazık olarak da bilinir), derisi kullanılan hayvan, insan figürleri görülebilir. Davullar şaman elbiselerinde yer alan ziller ve çanlar gibi, ritüeller sırasında ritmik bir hava yaratmak, şamanın mistik deneyime erişebilmesine yardımcı olmak, yeraltı ya da gökyüzüne doğru gittiği yolculuklarda rehberlik yapmak amacıyla kullanılır. Davullar ve elbiseler kutsal kabul edilir. Bu nedenle hazırlanışı sırasında, kullanımı sırasında ve kullanımdan sonra uyulması gereken kurallara sahiptirler. Altay şamanlığında bir şaman öldükten sonra şamana ait davul parçalanır ve bir ağaca asılır, genellikle şamanın bedeni de bu ağacın etrafına gömülür.[12]


Genel hatlarıyla üzerinde durmaya çalıştığımız Türk şamanizmi, şamanları ve şaman eşyaları hakkında o kadar çok araştırma ve eser mevcuttur ki hepsini buraya taşımak mümkün olmadığı gibi bu konuları da bir yazıda sınırlandırmak mümkün değildir. Şamanların elbiseleri ve bunların yapılışı bile başlı başına bir makale ve çalışma konusudur ki kaynak olarak aldığımız eserlerde tüm konularda ayrıntılı bilgi mevcuttur. Öyleyse bir okuyucu ya da araştırmacı olarak bizlere düşen de bu eserleri okuyup daha fazla insana ulaştırarak kültürümüzü ve kökenlerimizi unutmamak, inşa edeceğimiz geleceğimizi de sağlam temeller üzerine kurmaktır.

[1] Celal Beydili, Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük, Yurt Kitap Yayın, Ankara, Kasım 2015, s. 525. [2] Celal Beydili, Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük, Yurt Kitap Yayın, Ankara, Kasım 2015, s. 521. [3] Abdülkadir İnan, Tarihte ve Bugün Şamanizm, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 1986, s. 1. [4] Abdülkadir İnan, Tarihte ve Bugün Şamanizm, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 1986, s. 3. [5] Mircea Eliade, Şamanizm, İmge Kitabevi Yayınları,1999, s. 22. [6] Celal Beydili, Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük, Yurt Kitap Yayın, Ankara, Kasım 2015, s. 510. [7] Celal Beydili, Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlüğü, Yurt Kitap Yayın, Ankara, Kasım 2015, s. 514. [8] Celal Beydili, Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlüğü, Yurt Kitap Yayın, Ankara, Kasım 2015, s. 514-515. [9] Celal Beydili, Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlüğü, Yurt Kitap Yayın, Ankara, Kasım 2015, s. 515. [10] A.V. Anohin, Altay Şamanlığı, Şamanların Elbiseleri ve Diğer Eşyaları, Kömen Yayınları, Konya, 2006, s. 39. [11] A.V Anohin, Altay Şamanlığı, Şamanların Elbiseleri ve Şaman Eşyaları, Kömen Yayınları, Konya, 2006, s. 39. [12] A.V Anohin, Altay Şamanlığı, Şamanların Elbiseleri ve Şaman Eşyaları, Kömen Yayınları, Konya, 2006, s. 59. Almira Koç

(212) 526 16 15 / 527 50 32

Divanyolu Cad. No:14

Sultanahmet / İstanbul

Anasayfa     Hakkımızda     Sayılar     Etkinlik     Yazılar     Basında Biz     İletişim