Melisa Yılmaz ile Üflenmemiş Rüzgârlar Üzerine

Lidiyamis’in kasabasının temsil ettikleri, hikâye edilmiş mekânından, manavından, bakkalından fazlasıdır. Orada özel bir coğrafyanın, bir alt kültürün değil bütün bir yapının eleştirisi var. Orada ötekileştirmenin, yabancılaştırmanın, tekdüzeleşmenin ve yalnızlaşmanın bir kazısı var.

Kitabınızın da ilk öyküsü olan “Lidiyamis’in Ölümü” ile başlamak istiyorum. Öyküde kasaba ve köy üzerine yoğun bir eleştiri var. Kasaba halkının, maskelerinin ardına gizlendiklerini aslında ahlaki değerlerinin içten içe çürümüş olduğu görüyoruz. Büyük şehirlerin derdinden, tasasından, kötülüğünden kaçmayı hayal ettiğimiz o güzel köy ve kasabalar aslında sandığımız kadar güzel değiller mi?