Kayzerlerin İstirahatgâhı: Roma

Roma, bir hayaldi. Uzunca anlatılacak bir hikâyeydi. Tiber’in beslediği topraklarda iki kardeşin kurduğu ve dünya durdukça ismi unutulmayacak kentlerden biriydi.

Yalnız ve uykusuzdum. Tren yavaşlamaya başlamış ve penceresinden Roma’nın kenar yerleşimlerini görmeye başladığımda keyfim artmıştı. Tren bir kısmı harap olmuş veya terk edilmiş eski yapıların arasında usulca ilerliyor ve sabahın ışıkları bu yapıları uyandırıyordu. Şehre dair ilk izlenimim neredeyse üç bin yıldır inşa edilen binalar yığınıydı. Bu nedenle kenti baştan aşağı gezmek bir ömür isterdi adeta. Nitekim sınırlı zamanımı verimli kullanmak için yoğun planlama yapmıştım ama her şeyden önemlisi birkaç yıldır hayalini kurduğum fakat gidemediğim bu kente sonunda ulaşmıştım. Gerçi zamanlama kötüydü benim için. Her ne kadar eylül ayı gibi İ