• Emine Özdemir

İstanbul’un Antika Tipleri

Eserlerinde daha çok halk yaşantısını anlatan Yesari, İstanbul’un Antika Tipleri’nde toplumda “meşâhir-i meçhûle” olan zâtları işlemiştir. Yesari, içinde bulunduğu sosyal çevrede tanıştığı, ahbap ve akraba olduğu antika tipleri sadece tasvir etmemiş, onları kendi hâlleri ve ruh dünyaları ile aktarmıştır.

Roman, öykü yazarı, gazeteci ve karikatürist Mahmut Yesari, yirminci yüzyılın matbuat dünyasının önemli isimlerindendir. “Solak” anlamına gelen soyadını büyük dedesi hattat Mehmet Esat’tan almıştır. Gazeteciliğe çeşitli mecmualarda karikatür çizerek başlayan Yesari, edebiyatın hemen hemen her türünde eser ortaya koymuş, daha sonra roman ve öykü yazmaya kendini vermiştir. Eserlerinde Osmanlı Devleti’nin son, Cumhuriyetin ise ilk yıllarındaki toplumsal yapıyı ve olayları yer yer inceleyen yazar, aynı zamanda günlük yaşamı ve insan ilişkilerini de ustaca işlemiştir. Yazar yaşamının otuz yıldan uzun bir süresinde geçimini kalemiyle sağlamış ve yüzlerce esere imza atmıştır. Ocak ayında Yesari’nin gazete ve dergilerde yayımlanmış çeşitli yazıları Tahsin Yıldırım tarafından İstanbul’un Antika Tipleri adını verdiği adeta bir portreler kitabı olan eserde toplandı.

Üç bölümden oluşan İstanbul’un Antika Tipleri hazırlanırken gazete ve dergilerde kalan çeşitli fıkralardan seçmeler yapılmış. Eserin ilk bölümünde, İkdam gazetesinde Arap harfli olarak 1928 yılında yayımlanan ve kitaba da adını veren “İstanbul’un Antika Tipleri” başlığında kaleme aldığı yazıları yer alıyor. “Konağımıza Girip Çıkanlar” başlıklı ikinci bölüm, Mehmet Yesari’nin ailesini, akrabalarını ve çevresindeki konaklarına girip çıkan insanları işlediği yazılarından oluşuyor. Üçüncü bölüm, “Aramızda Yaşayanlar” başlığı altında değişen tipleri, evlilikleri, bekçileri ve aralarında yaşadığımız diğer insanları ele alıyor.


Eserlerinde daha çok halk yaşantısını anlatan Yesari, İstanbul’un Antika Tipleri’nde toplumda “meşâhir-i meçhûle” olan zâtları işlemiştir. Bilindiği üzere, “tip”in en önemli özelliği, içinde bulunduğu grubun hâllerini temsil etmesi ve onda bu vasıfların abartılı bir şekilde bulunmasıdır. Yesari, içinde bulunduğu sosyal çevrede tanıştığı, ahbap ve akraba olduğu antika tipleri sadece tasvir etmemiş, onları kendi hâlleri ve ruh dünyaları ile aktarmıştır. Anlattığı portrelerin abartılarını da mizahtan yararlanıp gerçekten kopmayarak anlatmıştır. Türkçenin zenginliklerinden faydalanmış, mecazlara başvururken argo kelimelere de yer vermiştir. Onları konuştururken ağız özelliklerinden ve konuşma dilinden sonuna kadar yararlanarak canlı bir üslup yakalamıştır.


Yesari, toplum içinde belki de fark edilmeyecek, dikkat verilmeyecek ancak kendini fark ettirmek için bazen tebessümle karşılanacak ama zaman zaman akla mantığa uymayacak hikâyeler uyduran insanları antika tipler olarak okuyucuya sunar. Kimi zaman ise anlattığı tipler Bir Düğün Hatırası’ndaki sarışın genç güvey gibi acıklı hikâyelerin kahramanları olarak karşımıza çıkar. Yesari, hayalî karakterlere inanmaz, “Hayalî şahısları da yine hayattan toplayacağımız zerrelerle meydana çıkaracağız.” der. Belki de bu yüzden bilhassa hikâyelerini, yaşamlarından kesitleri anlattığı bu insanları incitmek istemez. Siyasi konulara girmez ve kimseyi kırıp dökmeden yumuşak bir üslupla incitmemeye dikkat ederek mizahi yönleri ağırlıklı hicivler yazar.

Tahsin Yıldırım, eseri yayıma hazırlarken günümüz imlasını dikkate aldıklarını ve anlamı bilinmeyen veya açıklama ihtiyacı duyulan kelimeleri, yer adlarını ve kavramları dipnotlarda açıklayarak verdiklerini “Sunuş”ta belirtmektedir. Eserde, yazıların ve kullanılan görsellerin kaynaklarının belirtilmesi okuyucuya kolaylık sağlamaktadır. Bir geçiş dönemi insanı olan Yesari, toplumun her tabakasını gözlemlemiş, kendine has bir üslupla kaleme almıştır. Yazar karikatüristliğinin de tesiri ile farklı dinî ve etnik kökenli insanların dikkat çekici yönlerini maharetle eserine yansıtmıştır.


Emine Özdemir

(212) 526 16 15 / 527 50 32

Divanyolu Cad. No:14

Sultanahmet / İstanbul