• Merve Köken

Hierepolis’e Gitmek

Bu sanat beşiği mekân hangi oyunlara sahne oldu kim bilir? Belki de Hierapolis halkı burada Sophokles’in bir trajedisi ile dehşete düşüp Aristophanes'in komedisiyle kahkahalara boğuluyordu.


Gittiğiniz yerlerde kendinizden önce buralara ayak basmış, buralarda sizden evvel yaşamış insanları hiç düşünür müsünüz? Medeniyet tarihi kurulduğundan beri dünyada sizden evvel varlığını sürdürüp dünyadan göçenler aklınıza hiç gelir mi? Peki ya onların bıraktıkları izler... Hiç dikkatinizi çeker mi? Ben gezi güzergâhlarımı hep bu ölçüte dayandırarak yaparım. Gideceğim yer bana bir şey katmazsa çok yarım hisseder, ve vaktimi boşa harcamış olmanın huzursuzluğunu duyarım içimde.


Geçmişe duyduğum merak ile yazın sımsıcak günlerinde içime bir istek düştü: Pamukkale’deki antik havuza girecek Kleopatra’nın güzellik sırrına erecektim. Aynı zamanda bir arkadaş ziyaretiyle de ruhum iki katı tatmin olacaktı.


Uçakla yaptığım kısacık bir yolculuk sonrası Çardak Havaalanı’nda buldum kendimi. Şehir merkezi ile havaalanı arasındaki mesafede bindiğim araçta çalınan Ege türküleri bana nerede olduğumu bir kez daha hatırlattı. Teke Yöresi’nin kıvrak havaları eşliğinde Denizli’nin kalbine ulaştım. Arkadaşım yine her zamanki gibi büyük misafirperverliği ile beni karşıladı ve memnuniyetim için elinden geleni yaptı. İlk gün dilimizde Zafer gazozlarının tadıyla Çınar mevkiini, Bayramyeri’ni gezdik. Düzenli bir şehir olan Denizli’nin horozuyla meşhur olduğunu sık sık hatırlatan heykeller gülümsememizi sağladı. Şehrin içinde yaptığımız turda kendimizi pek yormadan bütün enerjimizi ertesi güne sakladık çünkü Pamukkale’ye gidecek, Hierepolis’i keşfedecektik.


Ertesi sabah erkenden uyanıp otobüsümüze bindik. Hemen hemen kırk dakika süren yolculukta camdan izlediğimiz nar ağaçları eşlik etti bize. Pamukkale’ye ulaştığımızda ilk olarak bir afalladığımı söyleyebilirim. Doğanın mucizesi olan bu beyaz masal diyarı beni çok şaşırttı. Zaten kar yağarken ister istemez mutlu hissederim kendimi. Aynı mutluluğu burada da yaşadığımı söyleyebilirim. Demek ki bilinçaltımda beyaz ve temizlikle özdeşim kurduğum bir dünya var. Pamukkale de bu özdeşimle alıp götürdü beni. Kavurucu sıcak karşısındaki çaresizliğimiz bile tabiatın insanlığa sunmuş olduğu bulut rengi armağan karşısında büyülenmeme engel olmuyordu. Mutluluğum bununla sınırlı değildi elbette. Hierapolis’in dokusu çağlar öncesinden gelip beni içine çekmişti. Önce arkeoloji müzesinde tanrıların, tanrıçaların gizemli dünyasına göz attık. Sonrasında ise Hierapolis Antik Tiyatrosu’nun güzelliğine şahit oldum. Her zaman yaptığım gibi zihnimde o çağa, o günlere bir anlığına gittim geldim. Bu sanat beşiği mekân hangi oyunlara sahne oldu kim bilir? Belki de Hierapolis halkı burada Sophokles’in bir trajedisi ile dehşete düşüp Aristophanes'in bir komedisiyle kahkahalara boğuluyordu. Ben de geçmişin gölgesinde bir anlığına kendimi yirmi birinci yüzyılın kaosundan uzaklarda bir tiyatro seyircisi olarak farz edip mutluluğumu katladım. Burada, bu tarihi mekânda olmak benim için eşsiz bir deneyimdi. Hierapolis’i daha da etkili hissetmek için uzun süredir merak ettiğim antik havuza kavuşmaya hazırdım. Ancak antik havuzun olduğu alana geldiğimde bu hevesi gerçekleştirmeyi düşünen benim gibi çok kişinin olduğunu anladım. Talep çok olunca arz da kendini o şekilde belirlemiş ve antik havuza girişin ücreti ise katlanmıştı. Ne olursa olsun Kleopatra’nın bile namını duyup geldiği bu termal alanda yüzmeliydim ve yüzdüm de. Ancak kalabalığın, curcunanın ve turistlerin yoğunlukta olduğu bir tecrübeydi benim için. Belki fazla kişi tarafından aynı alanı paylaşmasam çok daha farklı hissedebilirdim ancak büyük hayallerle geldiğim bu alanda tatmin olduğumu söyleyemem mümkün değil. Ancak benim gibi böyle durumlara önem veren her insana ne olursa olsun bu deneyimi yaşaması gerektiğini söyleyebilirim. Çünkü coğrafyasında neredeyse iki bin yıllık bir hamama, bir şifa merkezine sahip bir millet olarak bunların asıl kıymetini bizlerin bilmesi gerektiğini düşünüyorum. O alan salt kâr sağlamayı düşünen işletmecilerden alınıp iyi bir restorasyondan geçtiğinde iyi bir tanıtımın sağlayacağı tatmin maddi hiçbir şeyle ölçülemez. Ülkemiz bir cennet ve biz bu harikalıkları hak etmek için daha çok çalışmalıyız.



Pamukkale’ye veda ederken gün boyu farkında olmadığım bir şey kendini yavaştan hissettiriyordu. Traventenlerin beyazlığından yansıyan güneş ışınları tarafından kuşatılmış ve ciddi şekilde yanmıştım. Bu yanıklar sızlasa da canımı yaksa da güzel deneyimlerle Denizli’den ayrılıyordum. Bindiğim otobüste çalan yine bir Teke yöresi ezgisiyle Denizli’ye veda ediyordum: Gaydırıgubbak Cemilem nasıl nasıl edelim de biz bu işe?


Merve Köken

(212) 526 16 15 / 527 50 32

Divanyolu Cad. No:14

Sultanahmet / İstanbul

Anasayfa     Hakkımızda     Sayılar     Etkinlik     Yazılar     Basında Biz     İletişim