• Yelda Nur Özer

Bir Halk Hekimi Olarak Şaman

Şaman, hasta olan kişinin ruhu ile temas içindedir çünkü o hastadan ayrılan iyi ruhu arar, bulur ve tekrar yerine koyar; böylece iyileşme sağlanır. Şaman bu iyileştirme ayinleri sırasında çeşitli eşyalar kullanır.


Şaman

Şamanizm, insanın evren ile ilişkisi bağlamında varlığını en eski tarihlerden beri koruyan bir kavramdır. Genellikle dinsel inanışları açıklamak için kullanılan bu kavram, özünde sihir ve büyücülük manasına gelmektedir. Türk tarihinin en eski inanışlarından biri olan Şamanizm, farklı şekillerde ortaya çıkarak kendine bir varlık alanı oluşturmuştur. Şaman kavramı ise büyü ve sihir yapan kişileri belirtmek için kullanılmıştır. Şaman sözcüğü, Mançu-Tunguz dilinden gelmektedir. Tunguzca şaman, saman; Mançu dilinde “sama”dır. Türk kavimlerinde ise şaman sözcüğü “kam” sözcüğüne karşılık gelmektedir. Şamanizm, trans durumuna geçebilme yeteneğindeki kimselerin, doğaüstü varlıklarla ilişki kurarak onların güçlerine sahip olmalarından bu güçleri toplum adına kullanmalarından ve bu amaçla yapılan dinsel-büyüsel pratik ve törenlerden ibarettir (Artun 2015: 101). Yani Şaman, Şamanizm’e bağlı kavimlerde ruhlarla insanlar arasında mutavassıt rolünü oynayan bir nevi din adamıdır (Buluç 1948: 310). Şamanların en büyük özelliklerinden biri, içinde yaşadığı halkın ruh âlemine kolayca girebiliyor olmasıdır. Bu özelliği sayesinde şamanlar, toplum ile bağlarını daha sıkı tutmaktadırlar.


Şamanlık becerisi ırsiyet ile babadan oğula geçmektedir. Şamanlar el almayı bu şekilde gerçekleştirirken onların bir diğer görev vericisi ise Gök Tanrı’dır. Şamanlara bu vazifelerinin tanrı ve ruhlar aracılığı ile verildiğine inanılmaktadır. Hatta şamanlar Gök Tanrı ile de iletişime geçerek insanlara çeşitli bilgiler aktarmaktadır. Onlar, tanrı ve ruhlarla insanlar arasındaki köprü vazifesini görmektedir. Fakat şamanların asli görevi, ruhlarla temas kurmalarıdır. Onlar kendilerine verilen bu gücü yardımcı ruhları çağırarak ya da kendi ruhlarını öteki dünyaya göndererek kullanırlar.

Halk Hekimliği

Halk hekimliği tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir. Hayvanların içgüdüleriyle yaptıklarını gözleyen insanoğlu daha sonra bunları kendine uygulayarak kendi kendinin hem doktoru hem eczacısı olmuştur (Şar 1989: 2019). Halk hekimliği “halkın sayrılıktan korumak ve sayrılığı sağaltmak amacıyla başvurduğu doğal, büyüsel ve dinsel yöntemlerin tümü “halk sağaltmanlığı” olarak tanımlanmaktadır (Acıpayam 1978:54). Halk hekimliği, İslamiyet öncesi dönemlerinin inanç esaslarını oluşturarak günümüze kadar süregelmiştir. O dönemlerde hasta olan kişiye kötü ruhların musallat olduğu düşünülerek yetkili kişilere başvurulmuştur. Halk hekimliğinde teorik ve pratik olmak üzere iki yöntem bulunmaktadır. Tıbbı ilaç ile tedavi yalnızca kişinin koruyucu tedbir alamadığı durumlarda başvurulması gereken son çare olarak düşünülmektedir. Nitekim insanın salt olarak sağlam ya da hasta olmayacağı, insanın nispi ölçüde sağlam, nispi ölçüde hasta olabileceği düşünülmektedir (Abral 2005:85). Bu nedenle hasta olan kişilerin de bir gün hasta olabilme ihtimaline karşı tedbiren çeşitli koruyucu yöntemlere başvurması gerekmektedir.

Halk hekimliği bir nevi “geleneksel tıp” ile aynı manada kullanılmıştır. Hastalıklar adına çeşitli inanç ve tutumlar geliştirilmiş ve bunlar zamanla toplumun inanç ve tutumları hâline gelmiştir. Halk hekimliği yalnızca sağlık durumlarına değil zamanla nazar gibi pek çok ruhani sakatlıklara da şifa olmaya başlamıştır. Böylece gelişerek büyüyen inanış, hekimlik yapan kişilerin sayısını ve vasıflarını da artırmıştır. Anadolu’da bu amaçla tedavi yapan kişilere artık hoca, şeyh, üfürükçü, ocaklı denmeye başlanmıştır.


Şamanın Hekim Özellikleri

Kaşgarlı Mahmud, Dîvânu Lugâti’t-Türk adlı eserinde “kam” kelimesini şamanın karşılığı olarak “kâhin” anlamında kullanmıştır. Yusuf Has Hacib “İster tabip getir, ister kam; ölmekte olana hiçbir fayda vermez.” sözleriyle büyücü ve sihirbaz yerinde kullanmıştır. “Her hastalığın bir ilacı ve çaresi vardır, bu hastalığı tedavi eden kam da bulunur.” Sözleriyle de hekim yerinde kullanmıştır. Kutadgu Bilig’de kamlar “otacılar” ile bir tutulmuş, kamların (şaman) insan toplulukları için faydalı adamlar olduğuna işaret edilmiştir (Mandaloğlu 2011: 113).


Şamanların esas özelliklerinden biri, hastalık gibi durumlarda vazgeçilmez oluşlarıdır. Yeryüzünde bulunan kötü ruhlar, insan vücuduna girerek kişiye çeşitli zararlar vermeye başlar. Bu gibi durumlarda çare şamanlarda aranır. Şaman, ruhlarla temasa geçerek kişiyi bu beladan (kötü ruhlar) kurtarır ve arınmayı sağlar. Kişi böylece eski sağlığına kavuşabilmektedir. Şamanlar ata ruhlarından aldıkları kuvvet ve ilham ile ruhların hangi tabiatta ve huyda olduklarını, nelerden hoşlandıklarını bilirler. Şamanlar iyi ruhların insanlar için faydalı yönlerinin devamını sağlamaya, zararlı ruhların kötü faaliyetlerini önlemeye çalışırlar (Sarıkçıoğlu 1983: 94).

Şaman hasta olan kişinin ruhu ile temas içindedir çünkü o hastadan ayrılan iyi ruhu arar bulur ve tekrar yerine koyar; böylece iyileşme sağlanır. Şaman bu iyileştirme ayinleri sırasında çeşitli eşyalar kullanır. Bunlardan bazıları şöyledir:

Kutsal hançer: Şamanın kötü ruhlar ile karşılaştığı anda kullandığı savaş aleti.

Kutsal kamçı: Hastanın içindeki kötü ruhu kovmaya yardımcı olan şey.

Kutsal ip: Hastayı iyileştirmede yer ve gök arasında bağ kurmaya yarayan alet.

Kutsal su: Hastanın vücudunu temizlemekte kullanılan ana malzeme.

Kutsal tef: Kötü ruhları korkutmak ve onları kaçırmak için yuvarlak kasnağa işlenmiş deridir.

Şaman bu ve benzeri malzemelerle tedavisini gerçekleştirmeye başlar. Şamanlar dünya üzerindeki iklimsel, ekonomik ya da biyolojik her türlü sorunu bir eksiklik yahut fazlalığı hastalık nedeni olarak saymaktadır. Tüm bunların sebebini ruh ile bağdaştıran şaman onun peşine düşmektedir. Şamanların tedavi usulleri ise çeşitlilik göstermektedir:


Peri Oyunu

Büyükçe bir odanın içine bir tuğ yani bir ip bağlanır. Bu ipin bir ucu yerde bir ucu bacada olacak şekilde yerleştirilir. Hasta olan kişi bu ipe oturtulur ve şamanlar onu tedavi etmeye başlar. Şaman bir elinde kötü ruhları kovalamak için bir sap tutar ve tuttuğu sapı sallayarak bir şeyler (şiir, şarkı) okur. Bu okuma sırasında hasta ipin çevresinde dönmeye başlar, bu dönme esnasında şaman okumasını sürdürür. Bazen hasta düşer yahut bayılır. Bu durum ona musallat olan kötü ruhun mağlup olduğuna delalet etmektedir.


Ruh Geçirme

Ruh geçirme, şamanların en sık kullandığı tedavi usullerinden biridir. Hastaya musallat olan kötü ruhların şaman tarafından hazırlanan bir kuklaya yahut onu andıracak bir nesneye geçirilmesi hedeflenir. Şamanın buradaki amacı taklit büyüsü ile hastada var olan kötü ruhu kendi hazırladığı nesneye geçirerek kişiyi kötü ruhtan tamamen kurtarmaktır.


Ruh Çağırma

Şamanların tedavi usullerinden biri de ruh çağırmadır. Sürekli hırçınlık ve korku gibi belirtilerle rahatsızlığını dile getiren kişiler için şaman, ruh çağırır. Burada asıl amaç, çağırılan iyi ruh ile hasta kişinin içindeki kötü ruhun yer değiştirmesini sağlamaktır.


Arındırma

Arınma birçok şekilde gerçekleşmektedir. Ateş, su, süt arınma ritüellerinde kullanılan malzemelerden birkaçıdır. Burada amaç kötü ruhu “temizlemek”tir.


Kan Akıtma

Eli, kolu, bacağı birden sancılanan kişiler çareyi derhal şamanlarda bulmuşlardır. Şaman bu hastaların iyileşmesi için kan akıtmaları gerektiğini söyler. Bu kan kimi zaman hasta kişiden kimi zaman bir hayvandan da akıtılabilir. Böylece ağrının yavaş yavaş geçtiği görülür. Burada “kurban etme” âdeti de söz konusudur.


Müzik ile tedavi

Şamanların hastaları tedavi ederken kullandıkları yöntemlerden biri ise salt müzik kullanmaktır. Şaman, özel kıyafetini ve çalgısını hazırlar. Kötü ruhu korkutarak onu kaçırtmak için melodik ezgiler söylemeye başlar. Bu aynı zamanda iyi ruhlara yakarışı da ifade etmektedir.

İyileştirme işleminde üç temel yapı vardır; şaman, hasta, seyirciler (Bayat 2010: 21). Burada seyirci, şaman görevini yaparken onu izler. Bu izleme işleminde bile seyirciler, bir arınma sağlamaktadır.


Günümüze Kadar Gelen Şaman Yöntemleri

Şamanlar günümüzde farklı isimlerle ve farklı işlevlerle varlığını sürdürmektedir. Temelinde sihir ve büyünün yattığı bu uygulamayı yapan kişiler günümüzde, “falcı”, “muskacı” gibi farklı tanımlamalarla adlandırılır. Şamanların etkisinin bugüne kadar devam etmesindeki en büyük sebep şamanlarda özel ve gizemli bir gücün ve kudretin varlığına inanılmasıdır.


Orta Asya’daki şamanların, Türklerin İslamiyet’i kabulünden sonra Anadolu’da Alevi-Bektaşi dedeleri olarak rollerinin devam etmekte olduğu ifade edilmektedir (Şener 2010: 128). Günümüzde Anadolu’da hastalıkları doğaüstü güçlerle tedavi ettiğine inanılan kimselere ocak veya ocaklı denmektedir. Ocaklıların özellikleri ve yaptıkları tedavi yöntemleri şamanlarınkine oldukça benzemektedir.


Günümüzde yapılan nevruz kutlamalarında, yakılan otlar veya ateş ile arınma gerçekleştirildiğine inanılır. Buradaki amaç yeni yıla temiz bir başlangıç yaparak eski yılda var olan kötülükleri temizlemektir. Tıpkı şamanların arınma yönteminde hasta içindeki kötü ruhu temizlemesi gibi. Yine günümüzde geleneksel bir tedavi yöntemi olan hacamat, vücuttan kan akıtma yöntemi ile yapılan bir sağaltmadır. Şaman yöntemlerinde bu durum “kan akıtma” ile karşımıza çıkmıştır.


Talih ve saadeti arttırmak için “kurşun döktürmek” bir şaman yöntemidir. Şamanizm’de buna “kut dökme” denir. Kaçıp giden iyi ruhların döndürülmesi için yapılmaktadır.

Ağaca çaput bağlayarak dilek dilemek yine Şamanist yöntemlerden biridir. Ağaç kökleri yerde dalları gökte olduğu için tanrı ile köprü vazifesi kurmaktadır. Bu şaman âdetinin günümüze kadar gelişi yine insanın doğada bulunan ruha inancının bir göstergesidir. Bu ve bunun gibi birçok örnek, yaşamımızı etkileyen inançlarımızın kökeninin çok eskiye, bir şaman âdetine dayandığının en belirgin özelliğidir. Bu özellik inanç unsuru genelinde hayatımızda çeşitli yöntemlerle ve inanışlarla özelleşmiş bir geleneği göstermektedir.


Kaynakça

  • Abral, M (2005), “Uygurlarda Yemek-İçmek Adetleri ve Sağlamli Eni”, SPÜ, 3, s. 84-89.

  • Acıpayam, O (1978), Halkbilimi Terimleri Sözlüğü, Ankara: TDK Yayınları.

  • Artun, E (2015), Türk Halk Bilimi, Adana: Karahan Kitabevi.

  • Bayat, F (2010), Türk Kültüründe Kadın Şaman, Ankara: Ötüken Neşriyat, s. 21-169.

  • Buluç, S (1948), “Şaman” İslam Ansiklopedisi, C11.

  • Mandaloğlu, M (2011), Türk Kültür Çevresinde Şamanizm ve Şamanlık Meselesi, TSA, s. 3.

  • Sarıkçıoğlu, E (1983), Başlangıçtan Günümüze Dinler Tarihi, İstanbul: Beyan Yayıncılık.

  • Şar, S (1989), “Anadolu’da Rastlanan Halk Hekimliği Uygulamalarına Genel Bir Bakış”, s. 203-209.

  • Şener, C (2014), Şamanizm Türklerin İslamiyet’ten Önceki Dini, İstanbul: Etik Yayınları, s:128-149.

Yelda Nur Özer

(212) 526 16 15 / 527 50 32

Divanyolu Cad. No:14

Sultanahmet / İstanbul

Anasayfa     Hakkımızda     Sayılar     Etkinlik     Yazılar     Basında Biz     İletişim