Atların Destanı : Akhak Kola/Akhak Kula

"Başkurt halkı kendi etnik varoluşuna göre, çok eski Türk kavimlerinden biri sayılmaktadır. Birçok farklı uruk ve kabileden oluşan Başkurt milleti, yüzyıllardır süren oluşum sürecinde Türkçe konuşmuş ve çok eski dönemlerden itibaren Ural- İdil havzasında yaşamış diğer kavimler ile kaynaşmışlardır."*

Türk destanlarına baktığımızda savaşçı, erdemli ve yiğit kahramanın her daim yanında olan, ona yardım eden en yakın yoldaşının atı olduğunu görürüz. Kahraman nasıl halktan ayrı bir statüye sahipse, nasıl doğumu ve ad alışı olağanüstülüklerle örülü ise kahramanın atı da diğer atlar arasından sıyrılan bir attır. Genellikle oldukça zeki, çevik ve güçlü olan bu atlar olağanüstü özelliklere sahip olabilirler (kahramanın başı derde girdiğinde, ne yapacağını bilemediğinde konuşup ona yol göstermek gibi). Söz konusu bu atlar tıpkı kahramanlar gibi soylu bir geçmişe sahi olan, yılkının başında olan, genellikle sadece kahramana itaat eden vahşi atlar olarak karşımıza çıkar. Gerek dünya destanlarına gerek Türk destanlarına bakacak olursak kahramanlar atları ile anılır (Köroğlu-Kırat, Hz. Ali- Düldül vb.), atlarının üzerinde yaşar ve atlarıyla birlikte ölürler.