Antik Mısır'a Ait Mitler Üzerine

Köklü geçmişi, esrarlı havasıyla bilinen Antik Mısır'a ait birbirinden farklı mitlere rastlanmaktadır. Bu mitlerin her biri bizi antik zamanlara götürmekte, Eski Mısırlıların dünyayı ve evreni nasıl gördüklerini anlamamıza yardımcı olmaktadır.

Antik Mısır'a ait mitler, günümüze ulaşan en eski mit örnekleri arasındadır. Antik Mısır denilince sıcak iklimi, piramitleri, sfenksleri, ölüler kitabı, hayvan başlı tanrı ve tanrıçaları, firavunlarıyla birlikte esrarlı havası aklımıza gelmektedir. O halde gelin, hep birlikte bu esrarlı dünyanın içerisinde dolaşalım.

Üzerinde duracağımız bu mitler çok eski zamanlara ait olmalarına rağmen nasıl günümüze kadar gelebilmişler? Bu mitlerin günümüze gelebilmelerinin ardındaki en temel etkenlerden biri Antik Mısırlıların "hiyeroglif" adını verilen yazı biçimlerini kullanarak, ritüellerinde kullandıkları mit anlatılarını taş, parşömen, sfenks, piramit gibi çeşitli yerlere kaydetmiş olmalarıdır. Hiyeroglifler kelimeleri ifade eden semboller olarak düşünülebilir. Mitler de sembollerle örülü anlatılardır, bu bağlamda bakınca hiyeroglifler mitleri aktarmaya uygun bir yazı biçimidir.


Mısırlılar, ölümden sonraki dünyaya inanırlardı. Bu inanışın en büyük kanıtlarından biri ünlü piramitler olarak karşımıza çıkar. Firavunların mezarlarını saklayacak anıtlar olarak inşa edilen piramitlerin içerisinde yer alan mezarlar incelendiğinde Mısırlıların ölümden sonraki hayata nasıl inandıklarını da görmüş oluruz. Ölümden sonra bedenlerinin tekrar kullanılacağına inandıkları için mumyalanan bedenler; ihtiyaç duyulacak kaplar ve şişeler, yemekler, kıyafetler ve mücevherler, firavuna hizmet edecek hizmetliler, askerler ölümden sonraki hayatın ne kadar canlı bir şekilde tasvir edildiğini göstermektedir. Tüm bu eşyaların içerisinde mitlere dair bilgi veren en önemli eşya "Ölüler Kitabı" olarak bilinen kitaptır. Bilinen ilk ölüler kitabı 453 babdan az olmayan ve piramitlere hâkedilmiş metinler olarak karşımıza çıkmaktadır. Piramitlere işlenmiş bu büyülü-sözlerin ana başlığı "Göğün iki kanatlı kapısı açılıyor şeklindedir (Yonar, 2015). Eski Mısırlılar öldükten sonra Osiris adı verilen tanrı tarafından sorguya çekileceklerine inanırlardı. Bu sorgu sırasında Osiris, sorguladığı kişinin kalbinin samimi olup olmadığını anlamak için terazinin bir tarafına tüy, bir tarafına da sorgulanan kişinin kalbi koyarak tartardı. Kalp tüy kadar hafifse, sorgulanan kişi bu sınavı geçer ebedi hayatına doğru yolculuk yapardı. Bu sınavı geçemeyen kişiler ise mezarlarında ışıksız, aç ve susuz olarak kalmaya devam ederlerdi. Bu inanıştan dolayı, tanrıyı memnun etmek, öte dünyada gerçekleştirilecek yolculuklarda tehlikelerden korunmak için ölüler kitabına başvurulurdu. Bu kitapta yer alan büyülü-dinsel sözler, tılsımlar kimi zaman mezar duvarlarına kazınırken kimi zaman ise parşömen şeklinde ölünün yanında gömülürdü.


Eski Mısırlıların yaşadığı bölge eskiden Aşağı Mısır ve Yukarı Mısır olarak ikiye ayrılmaktaydı. Her ki bölgenin de sahip olduğu büyük şehirler, tapınaklar bulunmaktaydı. Dolayısıyla bu şehirlerde öne çıkan farklı tanrılar, farklı ritüeller olabilmekteydi. Örnek vermek gerekirse Aşağı ve Yukarı Mısır'ı birleştiren firavun Menes, Memfis'te yeni bir başkent inşa eder. Yeni başkentin yakınlarında Heliopolis gibi eski, ibadet ve politik açıdan önemli olan bir şehir bulunmaktaydı. Dolayısıyla başkentin ve yeni inanışlarının gücünü artırmak Memfisli rahiplerin önceliklerinden biri oldu. Memfis'in yerel tanrısı ve ayrıca kader tanrısı olarak bilinen Ptah, bu hanedan rahipleri tarafından övülür mitlerde gücü artırılır. Bunun sonucunda da Heliopolis tanrısı olarak bilinen ve eski yaratıcı tanrı olan Atum'un gücü zayıflar, Ptah'ın çocuğu ve dini yetkilisi olarak görülmeye başlar. Bu durum aslında bize mitlerin etki gücünü bu bağlamda da iktidar ve güç sahipleri elinde nasıl değiştirilebileceklerini de gösterir.

Mısır'ın en önemli tanrılarından biri olan Ra güneş diskini temsil etmektedir. En eski yerleşim birimlerinden biri olan Heliopolis'de Atum başlangıçta yer alan sulu kaostan çıkıp dünyayı yaratmıştır. Bu durum Piramit metinlerine kadar devam etmekle birlikte, daha sonra bu rol Güneş Tanrısı Ra'ya verilmiştir. Dolayısıyla diğer tanrı isimlerinin bir kısmı Ra'nın diğer iismlerine dönüşmüştür. Bu durum da Mısır mitolojisini karmaşık hale getirmektedir. Örnek vermek gerekirse mitlerde karşımıza çıkan Atum, Re/Ra, Kheper, Neb-er-tcher gibi isimler aslında aynı tanrıyı ifade etmektedir. Bu tanrı, kaosun ilksel sularından yükselir, varlığın sebebi kendisidir, her şey onun ağzından yaratılır. Şu ve Tefnut'u adındaki tanrıları tükürür ardından bu tanrılar da Sen ve Nut'u doğurur. Seb ve Nut da Osisris , Horus, Seth ve İsis'i doğururlar böylece Mısır mitolojisinde dokuzlu olarak bilinen 9 ana tanrı bir araya gelmiş olur.


Bir başka yaratılış miti ise merkezine Re'yi ve kaos ejderi olan Apefis'i konu alır. Re'nin güneş diskini temsil ettiğini söylemiştik. Her akşam, ufuktan batıp her sabah yeniden zaferle doğan Re'nin gece boyunca aşağıdaki gökyüzünü geçmesi gerektiği düşünülürdü. Aşağıdaki gökyüzü tehlikelerle doluydu, kaosun ve karanlığın ejderi olarak bilinen Apefis, Re'yi ve dünyayı yok etmek için bekliyordu. Dolayısıyla Re her gece Apefis ile savaşıyor, onu yeniyor ve sabah zaferle tekrar dünyayı aydınlatıyordu. Her gün devam eden bu savaş ve zafer döngüsü aslında evrenin ve dünyanın yaratılışını tekrar ediyor, yaratılışın yenilenmesini sağlıyordu. Bu yenilenme ile düzenin ve varlığın devamlılığı sağlanıyordu.


(Barbara C. Sproul, Yaratılış Mitleri, s. 112-113)


Bir başka yaratılış mitinde Re, kaotik ilkel sulardan yüzerek çıkan bir lotus çiçeğiyle simgelenir. Bu mite göre Re, İlk Zaman'daki büyük lotustur, Büyük Göl'den ortaya çıkmış ve ışığı başlatmıştır. Tanrılar onun ağzından, insanlar ise gözlerinden yaratılır. Her şeyin kökeni, bu lotus çiçeği çocuk, Güneş Tanrısı Re'dir. Bu mitin benimsendiği yerlerde gerçekleştirilen ayinlerde sembol olarak bir lotus çiçeği getirilir, mit bu lotus çiçeği aracılığıyla aktarılırdı.


Görüldüğü üzere, Mısır mitolojisi, karmaşık, gizemli bir o kadar da ilginç bir yapıya sahiptir. oldukça köklü bir geçmişe sahip olan mitlerin hepsini, her yönüyle bir yazıda anlatabilmem pek mümkün değil. Umarım bu yazı, siz okuyucular için bir başlangıç gibi olur ve ileride hep beraber farklı açılardan Mısır mitolojisine değinmeye, Antik Mısır'ın gizemli dünyasında dolaşmaya devam ederiz.


Not: Kaynak olarak yukarıda alıntı yaptığım;

Yonar, Gönül, "Yaratılış Mitolojileri", Ötüken Yayınları, İstanbul, 2015 ile örneklerde yararlandığım Sproul, Barbara C., "Yaratılış Mitleri (İnsanın ve Evrenin Ortaya Çıkışına Dair Tüm Dünyadan Mitler)" Hil Yayın, İstanbul 2018 künyeli eserlerden yararlanılmıştır.


Almira Koç

(212) 526 16 15 / 527 50 32

Divanyolu Cad. No:14

Sultanahmet / İstanbul